1 Mart 2012 Perşembe
Gökmen Altınkulp; Geleneksel Okçuluğu Yaşıyor ve Yaşatıyor
Gökmen hocam Allah razı olsun senden hem yaşıyorsun hem yaşatıyorsun.,,,
- Biz de katılıyoruz...
-
-
-
23 Şubat 2012 Perşembe
GELENEKSEL OKÇULUKTA; YENİ KEŞİF DUYURUSU
Ben Mehmet Gölhan, Osmanlı Yaylarının En iyi kopyalarını,replikalarını yapmaya ve geliştirmeye çalışan 'Gölhan Yaylarının' (Eski adıyla Tirendaz) sahibi ve Kemangeriyim.
Yakında gerek yazılarım ve çok değerli bir Geleneksel Okçuluk Sitesi vasıtasıyla bu Metodun ne olduğunu ve nasıl uygulanacağını açıklayacağım.
Mehmet Gölhan/Kemanger
-------------------------------------------
Sizlere söz verdiğim gibi,bulduğum bu sürpriz metodları anlatacağım ve yapmış olduğum bazı Test ve deneylerden bahsedeceğim.
Zamanının en önemli silahlarından biri olan Ok ve Yay,bildiğiniz gibi her milletin düşmanla karşı karşıya kaldığında kullandığı birincil silahlardan biri olmuştur.
Amaç,düşmanın bize yaklaşıp zarar vermeden,mümkün olduğunca uzağımızda durdurulması veya yok edilmesidir.Yayda bu amaçla geliştirilmeye çalışılmış,menzili arttırılmaya gayret edilmiştir.Ve Yaydaki bu Pozitif bulgularda, Askeri bir sır olarak kabul edilmiş ve özellikle düşmanın eline geçmemesi amacıyla sadece Usta-Çırak arasında aktarılan bir Yay İmalat Sırrı olarak yüzyıllarca kalmıştır.Yazıya aktarılmadığı içinde,zamanla önemini kaybeden bu Sırlar günümüz için de bir merak konusu olmuştur.
Osmanlı Kemangerleride,Yaylarını daha ölümcül ve düşmanda hayret uyandıracak şekilde tasarlamaya,iyileştirmeye çalışmış ve bu bulguları gizlemiştir.
Benim bu Metod üzerindeki hikayemde bu mantıkla oluştu.Hep kendi kendime,''Yayımı nasıl daha ölümcül hale getirebilirim?,oku nasıl daha hızlı atabilirim?,Yayın taşıdığı yükleri nasıl faydalı hale getirebilirim?'' şeklinde sorular sordum.
Sinir ve boynuzun yaya nasıl bir kuvvet kattığı herkesçe bilinir.Fakat bilinmeyen bir şey vardırki.Oda Sinirin üzerini kaplayan ' Deri'.
Üstelik Osmanlının bu konuda bir saplantısıda vardı;''At Derisi''.Neden At Derisi?.Neden Keçi,Koyun değilde Atın Sağrı Derisi?...
Önceleri buna bir anlam veremiyordum ve kendi kendime hep 'Osmanlı Yayını sadece Nemden korumak isteseydi,bunu diğer hayvanların derisiylede yapardı''diyordum.
Fakat bir gün aklıma ''Acaba Osmanlı, Deriyi,At Derisini SİNİR gibi mi kullanıyordu?'' şeklinde bir soru geldi.Yani Deri Sinir gibi çalıştırılabilirmiydi?.
Ve beynimde, '' Sinir gibi en iyi çalışan Deri,At derisimiydi ve Osmanlı bunu mu gizliyordu?''şeklinde bir sürü sorular türemeye başladı.
Bu düşünceler neticesinde de,Neden olmasın?bunu denemeliyim dedim kendi kendime.
Hemen 0,8mm kalınlığındaki bir Keçi derisini test etmeye başladım.
1)Deri testi: Mengeneye bağladığım keçi derisinin hangi mesafeden sonra direndiğini,esneme miktarını ve kopma miktarını tespit ettim.Derinin belli sınırlar içerisinde Yaya Güç katabileceğini ve bir Sinir gibi işlevsel olabileceğini gözlerimle gördüm.
Üstelik bu çekme kuvvetini;derinin kalınlığı,cinsi etkilediği gibi,üzerine sürebileceğiniz Organik yada Sentetik Kimyasallarla (Bu Kimyasallar da geliştirmeye son derece açıktır)da bu Çekiş kuvvetini arttırabiliyordunuz.Ben deneylerimde basitce İspirto ve Gomalak solüsyonunu kullandım ve müthiş katkılarını gördüm.
Ardından,Sinirin yaydaki çalışma aralığını tespit amacıyla ikinci deneyime başladım.
2)Yay Sırtındaki Uzama Miktarının Tespiti: Terzilerin kullandığı ''Mezro''yu,Yayın yasılı ve Maximum gerili hallerindeki 'Uzama Miktarını'' tespit ettim.Bu Miktar 5-6mm ile sınırlıydı.Bir düşünsenize?, Sinirler tüm kuvvetlerini bu 5-6mm içerisinde aktarıyorlardı.Deriyle bunu bende yapabilirdim.Deriyi bu sınırlar içerisinde bir Sinir gibi çalıştırıp,yayıma Extra bir Güç,Okuma Extra bir Hız katabileceğimi anladım.
Yaptığım bu iki testle,yaylarda kullanmam gereken Yöntem Ve Metodu tespit ettim.Deriye uygulayacağım işleme ''Derinin Boşluğunu Alma'' işlemi,kullanacağım Metoda ''Deriye Ön Gerilim Verme Metodu'' adını taktım.
Bu Metodda(İnşallah Gölhan Metodu olarakta anılır),deriye kopma sınırları içerisinde bir ''Ön Gerilim'' vererek,onu bir Sinir gibi çalışmaya zorlarsınız.Ayrıca bu Metodu uygulamanında 5 farklı yolunu tespit etmiş,geliştirmiş bulunuyorum.
1)Sentetik Yaylarda yay yasılıyken Ön Gerilim verme.
2)Sentetik Yaylarda yasılı yayı Halka olmaya zorladıktan sonra tespit ettikten sonra Ön Gerilim vermek(Ki Sentetik yaylar için Max.verimin elde edildiği yöntemdir)
3)Organik Yaylarda,yay Tiller-Akord ayarlarını takiben tekrar Halka olmaya zorlayarak bu durumdayken Derinin Sabitlernmesiyle deriye Ön Gerilimin verilmesi.
4)Deriyi 2 merdane arasına gererek bu konumdayken sabitlemek amacıyla Kimyasalların uygulanmasıyla ve derinin bu durumda Mıhlanmasıyla Deriye Ön Gerilimin verilmesi.
5)Deriyi belli bir süreyle su içersinde beklettikten sonra merdanelerle gererek+Kimyasallarla sabitlenmesiyle bu metodun uygulanması.
Bu yöntemleri Bowyers Bible serileri,Ottoman Turkish bows/Adam Karpowicz kitaplarının hiç birisinde olmadığını gördüm ve Batının nasıl olduysa bu Metodumdan haberdar olmadığı kanaatına vardım.
Bundan sonraki yazacaklarım,bu yöntemlerin uygulanması,Sentetik bir yayı,At derisine 'Ön Gerilim Verme Metodu''yla kaplayarak ,yayda maximum Güç ve Ok Hızı(FPS) elde etmek ve deney sonuçlarını size iletmek ile alakalı olacaktır.
Not;Deriye 'Ön Gerilim Verme Metodu'' uygulanırken,Basit bir İspirto-Gomalak karışımı uyguladım.Bu Kimyasalları geliştirmeye çalışarak,mümkün olduğunca Sinire yaklaşmaya çalışacağım.(Bunu %kaç oranında yakalayabilirim tahmin bile edemiyorum.)
Çok yakında tekrar görüşmek üzere,beklemede kalın...
---------------
Bildiğiniz gibi,sizlereGölhan metodu da dediğim,Deriye Ön Gerilim Verme Metodum yeni bir bulguya vesile olmuştur.Hepimizin ve hatta Batınında Derinin yayı,Nem den ve Yay Sırtını kırılmaktan koruduğu düşüncesinden yola çıkarak,benim Metodlarımı kullanarak kaplanmış bir Yayda,Yayın Sırt kısmını da kuvvetin artış oranında,yada derinin setleşme-gerilme oranında Yay Sırtını dahada fazla kırılmaktan koruduğunu ileri sürüyorum.Fakat Nem koruyuculuğu konusunda ise koruyuculuğun aynı kalması bakımından şüphelerim vardır.Çünkü deri eskisine oranla gerilmiş vaziyettedir ve bu değişim deri için yeni bir durumdur.Nem açısından ne fark doğuracağını şimdilik kestiremiyorum.Bu konu gene araştırmaya açıktır.İşin doğrusu,eğer nem geçirgenliğini ölçebilecek hassas bir alet varsa,buda ayrı bir araştırma konusu olabilir.Lütfen beklemede Kalın...
3 Kasım 2011 Perşembe
12 Ekim 2011 Çarşamba
Türk Okçuluğu Federasyonu
Değerli arkadaşlar,
Gümüşhacıköy'de yapılan okçuluk şenliğinin ardından geleneksel okçuluğumuzun artık ayağa kalkarak uzun soluklu bir yürüyüşe geçeceğine inanmaya başladık. Türkiye’nin birçok yerinde mayanın tutmuş olduğunu birlikte görüyoruz. Her geçen gün yeni okçular aramıza katılıyor. Bazen taleplere yetişmek için yeterli imkânımız da olmuyor.
Bütün yaş guruplarına hitap eden yapısı, kültürel ve görsel zenginliği açısından modern okçuluktan oldukça farklı olan geleneksel okçuluk aynı zamanda içinde tarihine ve ceddine saygı barındıran her çocuğun da ilgisini çekerek ileriye yönelik ciddi bir potansiyeli olduğunun haberini vermektedir. Okçuluğumuzun ileriki yıllarda durumunun nasıl olacağı konusunda çok fazla fikrimiz henüz yoktur ama nasıl olmaması gerektiği konusunda Macaristan örneği önümüzde durmaktadır. 1950'den sonra başlayan Macar okçuluğu günümüzde hemen her köye girecek kadar yayılmıştır. Türkler gibi belirli okçuluk disiplin geleneği olmayan Macarların her yıl binlerce okçuyu bir araya getirip şenlik yapacak birikimlerine rağmen her şehrin, her kasabanın ve her gurubun ayrı organizasyonlarda ve bir birinden çok farklı kurallar altında yarışmalar yaptıklarını görüyoruz. Ayrıca şu ana dek geleneksel Macar okçuluğunu görmezden gelen resmi okçuluk federasyonunun alınacak vize ve benzeri ücretleri düşünerek gelenekçileri bünyesine almaya çalıştığını da biliyoruz. Oysa geleneksel okçuluk bir spor olayının çok ötesindedir. Aynı zamanda bir tarih ve kültür olayıdır. Bu açıdan değil geleneksel sporlar veya okçuluk federasyonunun bir parçası olmak, tamamen bağımsız bir federasyon olmayı hak etmektedir.
Bu amaca yürümek için dağınık topluluklar halinde çalışmanın yanı sıra aynı zamanda bir birlik içinde çalışmak zorundaydık. Federasyon fikri böylece doğdu ve gelişti. Çağrımıza okçuluk dernek kulüp ve guruplarının çoğu olumlu cevap verdi.
İstanbul, Ankara (2), Tokat, Kayseri, Samsun, Gümüşhacıköy ve Sivas bölgelerinin temsilcileri, ilk toplantılarını 1 Ekim 2011 Cumartesi günü, Biga'da gerçekleştirilen Osman Bey Atlı Okçuluk Müsabakalarında gerçekleştirmiş ve Federasyonlaşma kararı almıştır.
Toplantıda Kayseri Atlı Okçuluk Spor Kulübü başkanı Sayın Sami Genel oybirliği ile başkan, Ankara Geleneksel Okçuluk Spor Kulübü Başkanı Sayın İlkay Demirhan ise Genel Sekreterliğe seçilmiştir. Sayın Başkan, daha sonra bölümleri ve asbaşkanlarını belirleyecektir.
Bundan önce tüm bölgelerin sporcuları ile destek verdiği ve 29 Mayıs 2011'de gerçekleştirilen Gümüşhacıköy Kaymakamlığının destekleri ile gerçekleştirilen Okçuluk Şenlikleri, Federasyonlaşma fikrinin oluştuğu etkinlik olmuştur. Biga Kaymakamlığının destekleri ile uluslararası kapsamda gerçekleştirilen ve katılımcılardan büyük beğeni toplayan Biga Osman Bey Okçuluk Festivali Federasyon ruhunun hissedildiği önemli bir kilometre taşı olmuştur. Türk Okçuluğu Federasyonu bir ayağını geleneğe bir ayağını ise geleceğe basacaktır. Kurulan birlik anlam karışıklığına sebep olmaması için yurt içinde “Türk Okçuluğu Federasyonu” yurt dışı yazışmalarda ise federasyon resmi kimlik kazanana kadar “Turkish Archery Union” olarak adlandırılacaktır.
Türk Okçuluğuna desteklerini esirgemeyen idarecilere, tüm kulüplere ve kemankeşlere hayırlı olmasını diliyoruz.
- Kaynak : http://www.kemankes.com/v2/?p=federasyon
3 Ekim 2011 Pazartesi
Biga'da Sancak Beyi Osman Bey Anısına Okçuluk Turnuvası Düzenlendi

-
-

Biga'da Biga Sancağı Osman Bey Okçuluk Festivali... _Bigahaberfark_
-
Edirneli Okçu Biga Okçuluk Festivalinde Okçuluk... _Bigahaberfark_
-
- Biga Gazetesi; Biga' da Okçuluk Haberi = Tıklayın ... Çanakkale'deki okçuluk yarışlarına katılan Cemal Hünal, samuray kıyafetli Japon sporcuların çevikliğine dayanamadı. Yayının kirişini koparan oyuncu son turda diskalifiye oldu olmalı! F.M.-->Çanakkale'nin Biga ilçesi kaymakamlığının düzenlediği "Biga Sancak Beyi Osman Bey Geleneksel Okçuluk Müsabakaları ve Şenlikleri" önceki gün başladı. Şenlikler, yerli okçularla Brezilya, Macaristan, İran, Japonya, Almanya, İngiltere ve İrlanda'dan gelen sporcuları buluşturdu. Dikmen köyü yakınlarındaki Hafızın Düzü mevkisinde yapılan şenliklerde, özellikle atlı okçuluk yarışmaları nefes kesti.
-Kaynak : http://www.sabah.com.tr/Yasam/2011/10/03/issiz-adam-kadin-samuraylara-karsi
Biga Kaymakamlığı öncülüğünde gerçekleştirilecek olan “Biga Sancak Beyi Osman Bey Geleneksel Okçuluk Müsabakaları” münasebetiyle yurtiçi ve yurtdışından gelen konuklar için Kırkgeçit Kaplıcaları’nda tanışma yemeği düzenlendi.
Festival yemeğine konuk olarak Oyuncu Cemal Hünal, Kayseri Atlı Okçuluk Spor Kulübü, İstanbul Kemankeş Okçuluk Grubu ile yurtiçi ve yurtdışından Profesyonel okçular katıldı. Yemeğin ardından söz alan Kayseri Atlı Okçuluk Spor Kulübü Başkanı Sami Genel ve İstanbul Kemankeş Okçuluk Grubu temsilcisi Metin Ateş, Biga’da böyle büyük bir organizasyonun gerçekleşmesinden ve kendilerinin konuk edilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Ev sahibi Biga Kaymakamı Fatih Genel ise yaptığı konuşmada, Okçuluk Festivali için hala heyecanlı olduğunu ve gelen konuklarla Biga’da unutulmayacak bir etkinlik yaşanacağını söyledi. Genel,” Biga Sancak Beyi Osman Beyin adını yaşatarak gerçekleştireceğimiz Festival için desteklerini esirgemeyen herkese teşekkür ediyorum. Yurtiçi ve yurtdışından gelen tüm misafirlere hoş geldiniz diyorum. Festivalin Biga’ya yakışır bir şekilde gerçekleşmesini ve unutulmayacak anlara sahne olmasını diliyorum” dedi.Gece, Biga Belediyesi TSM Korosunun Türk Sanat Musikisinden seslendirdiği eserlerle renklendirildi.
Osman Bey Anısına Düzenlenen Okçuluk Turnuvası Sona Erdi
Çanakkale'nin Biga ilçesinde Sancak Beyi Osman Bey anısına düzenlenen geleneksel okçuluk turnuvası sona erdi. Son gün düzenlenen etkinliği Cüneyt Arkın, Cemal Hünal ve Serdar Kılıç gibi ünlü isimler de izledi.
Çanakkale'nin Biga ilçesinde Sancak Beyi Osman Bey anısına düzenlenen geleneksel okçuluk turnuvası sona erdi. Son gün düzenlenen etkinliği Cüneyt Arkın, Cemal Hünal ve Serdar Kılıç gibi ünlü isimler de izledi.
İÇDAŞ'ın ana sponsorluğunda Çanakkale Valiliği, İl Genel Meclisi ve Kültür Turizm Bakanlığı'nın desteği ile gerçekleştirilen turnuva 2 gün sürdü. İlk gün düzenlenen etkinlikte atlı okçuluk ve yer okçuluğu kategorilerinde yarışma yapıldı. Çekişmeli anların yaşandığı etkinliğe yurtiçi ve yurt dışından katılan sporcuların başarılı atışları, izleyicilerden alkış aldı. İkinci gün etkinlikleri ise, sabah Biga Avcılık ve Atıcılık Kulübü'nde sabah kahvaltısıyla başladı. Turgutlu Mehter Takımı eşliğinde yerli ve
yabancı sporcuların kortej eşliğinde Biga İlyas Bayram Stadyumu'na kadar yürüyüşü ile devam eden program büyük ilgi gördü.
Etkinlik ile ilgili açıklamalarda bulunan Biga Kaymakamı Fatih Genel, 1726 yılında rekor kırarak İstanbul Ok Meydanı'nda "Menzil Taşı" dikmeye hak kazanan Biga Sancak Beyi Osman Bey anısına düzenledikleri 'Geleneksel Okçuluk Müsabakaları ve Şenlikleri'ne gösterilen yakın ilginin kendilerini mutlu ettiğini söyledi. Öte yandan festivale katılan Sinema Sanatçısı Cüneyt Arkın çok istemesine rağmen doktorların ata binmesine müsaade etmemesi sebebiyle ata binemediğini söyledi.
Hafızın Düzü mevkiinde düzenlenen yarışmalarda dereceye giren sporculara ödülleri verildi. Programda Macar Yay Ustası Csaba Grozer tarafından Biga Kaymakamı Fatih Genel'e 10 adet yay hediye edildi. Kaymakam Genel, tamamen el yapımı olan yayların yapımının 1 ila 3 yıl sürdüğünü hatırlatarak, "Bu, Grozer tarafından ilçemize yapılmış bir jesttir" dedi.
Biga Kaymakamı Fatih Genel, etkinliklerle Biga'nın, Osman Bey'in kim olduğunu öğrendiğini ifade ederek, "İlçe halkımız, ata sporumuz olan okçuluğu ve atları ilk kez yakından tanıma fırsatı buldu. 274 yıl sonra Osman Bey'e olan vefa borcu, bir nebze de olsa yerine getirildi" diye konuştu.
Nevşehir Medya Haber : http://www.nevsehirmedya.com/osman-bey-anisina-duzenlenen-okculuk-turnuvasi-sona-erdi-137458h.htm#ixzz1ZiaoYHJL
16 Haziran 2011 Perşembe
24 Şubat 2011 Perşembe
Osmanlı' larda Ok ve Yayın Maddi Değeri, Hakkında Yapılan Araştırma

Iorga, 1930’larda Romanya’da Basbakanlik yapmis ve Berlin Bilim Akademisi’nin siparisi uzerine Osmanli Imparatorlugu Tarihi’ni yazmis bir yazar. Hayati boyunca 3.000 civarinda makale ve kitap yazmis, 1940’ta Romanya’da iktidari ele geciren ve ulkeyi 2. Dunya Savasi’na sokan General Antonescu taraftarlari tarafindan katledilmistir. Fatih Sultan Mehmed ve Kanuni Sultan Suleyman uzerine yazilmis 2 kitabi daha var. Osmanli Tarihi Yeditepe Yayinlari’ndan cikmis.
Bu kitabin 2. Cildinin 186. Sayfasinda Fatih Sultan Mehmed doneminde 1470 yilina ait Venedik Elcilerinin Sultanin gelirlerine dair yazdiklari raporlara dayanarak bazi rakamlar verilmis buna göre ;
Sadece sayisi 7.000-10.000 arasinda tahmin edilen Yeniceri birliklerinin ok ve yaylari icin hazzine’den ayrilan butce 28.000 altin.
Ayni donemde Istanbul ve Gelibolu limanlarinin gumruk gelirlerinin toplami 42.000 altin.
Yeniceri agasi : gunde 10 altin
Sipahi : gunde 2 akce yani 5 gunde 1 altin
Solak Agasi : gunde 2 altin
Cebecibasi : gunde 1 altin
Ucbeyi suvarisi : 8 gunde 1 altin
Simdi buradaki sorun su; 196 ortadan (boluk) olusan yenicerilerin ne kadarinda ok ve yay vardi?
Bildigim kadariyla 1 orta 80 kisi ve 60-61-62-63. ortalar solak ortalari, yani hepsinde ok ve yay var. Yani 320 okcu (Kanuni doneminde 400 kisi oldugu biliniyor).
Bunlar haricindeki yenicerilerde ok ve yay yoksa, 320 set icin 28.000 altin harcanmis. Yani bir yay +savasacak kadar ok = 87,5 altin eder.
Yukaridaki maaslardan hareketle bir sipahinin 5 gunde 1 altin, ucbeyi suvarisinin ise 8 gunde 1 altin aldigi varsayildiginda o donemki bir feodal asker maasinin ortalama 6 gunde 1 altin oldugunu varsayalim.
Yani 1 set yay ve ok 525 gunluk asker yevmiyesi karsiligina gelir.
Yeniceri Agasinin bugunku karsiligini Orgeneral sayarsak 87,5 altin yaklasik 9 gunluk maasa karsilik gelir. Yani bir Orgeneral 1 aylik maasiyla 3 yay ve bolca ok alabilir.
Solak Agasi’ni bugunku Binbasi sayarsak 45 gunluk maas yapar.
O donemki gida maddeleri hakkinda henuz fiyat bilgisi bulamadim ama sadece 4 ortada ok vey ay oldugunu farzedersek maas karsiliklari bu sekilde.
Selamlar,
Mustafa AKDOGAN
Managing Partner
S.C. Barbarossa Construct S.R.L
www.distantieri.com
Merhum Yusuf Beşe’nin mirasını oluşturan mallar içindeki yaylar ve yay yapımı ile ilgili olan malzeme, aşağıdaki tabloda gösterildiği gibidir :
Tatar yayı 95 kabza 7695
Yây-ı Mısrî 15 kabza 200
Sinir 377 çift 761
Balık tutkalı 12 kıyye (15,4 kg) 360
Yaylık kemik 30 adet 660
Dövülmüş balık tutkalı belirtilmemiş 61
Kara tutkal 6 kıyye 30 dirhem (7,8 kg) 219
Hurda kemik belirtilmemiş 20
Tonç “bir mikdar” 45
Yaylık ağaç 15 çift 45
Tepelik kemend ve sinir tarağı belirtilmemiş 160
Hırdavât-ı kemân belirtilmemiş 42
Tutkal tası 1 adet 120
Kayış Kantarı 1 adet 42






















